Büyük Savaş 4. Bölüm: Geleceğin Kralı

Yusuf

Yusuf, bir hapisteydi. Öldürüleceğini biliyordu. Hem de iğrenç bir şekilde. Oradan çıkmalıydı. Kurtulmalıydı. Kendi ailesine, döneceğine dair söz vermişti. Kralların hepsini öldürecek, ve kendi krallığını kuracaktı. Lordlar, kendi için çalışacaktı. Herkesi köle yapacaktı. Kendisi ve ailesi dışında. İnsanlardan nefret ediyordu. Dünya adaletsizdi. Ve tüm Dünya’ya adaleti getirebileceğini düşünüyordu. Yusuf, kendisine ve ailesine yapılan korkunç şeylerden dolayı delirmişti. İnsanlardan intikam almak istiyordu. Fakat bunu yapmak için bir orduya ve krallığa ihtiyacı vardı. Biri geldi. Yusuf hemen atladı:

-Ne yapacaksınız bana? Size dedim, bırakın beni. Ben Savaşçılar için çalışıyorum.

-Kapa çeneni. Sana ne yapacağımıza biz karar veririz. Avcılar kimseden emir almaz. Adımız bunu belli etmiyor mu? Biz avcıyız, sen de av. Ve şu an tuzağa düştün. Dua et de avcılar seni yemesin. Savaşçılar’ın kalesinden bir kuzgun geldiğini gördük. Kaderin orada yazıyor. Ölecek misin, yaşayacak mısın acaba?

-Çıkar beni buradan. Tüm kralları öldürdüğümde, seni de yardımcım yaparım.

-Sana sus demiştim öyle değil mi, dedi bekçi. Anahtarlarıyla kapıyı açtı. Ve elindeki sopayı Yusuf’un kafasına indirdi.

Yiğit

Yiğit, kısa bir yolculuk geçirdi. Hızlıca Kurnazlar’ın kalesine geldi. Atından indiği gibi kralına koştu. Kayra’yı nerede bulacağını biliyordu. Odasında kitap okuyor olmalıydı. Kayra, kitap okumayı oldukça severdi. Merdivenlerden hızlıca yukarı çıktı ve yavaşça kapıyı çaldı. Kayra’nın Gel sesiyle içeri girdi. Ve hemen konuya girdi:

-Yusuf bizi kandırıyormuş. Sanırım kendisi Savaşçılar’ın adamı. Büyük ihtimalle Vagif de öyle. Onu hemen hapse atmalıyız. Bizim için çok büyük bir tehdit. Bu arada Avcılar’ın kralı kabul etmedi. Yusuf sayesinde bize laf da soktu. Bizimle birlikte olmayacak. Arkamızdan bir şeyler çeviriyor olabilir. Denedim ama ba…

-Yiğit, sus! Sakin ol. Vagif intihar etti.

-Ne?

-Özgür’e, onların odalarına bakmasını söyledim. Yusuf’un odasında bir şey bulamadı. Vagif’in odasına girdiğinde ise Vagif intihar etti. Camdan atladı.

-Oh. Olamaz.

-Bu krallık tehlikede. Hem de çok büyük bir tehlikede. Bir şeyler yapmalıyız.

-Büyük Savaş yakında başlayacaktır. Bu olaylar olduğuna göre. O yüzden ne yapacaksak hızlı yapmalıyız.

-Sen gidip dinlenebilirsin Yiğit. Ben Özgür’ü çağıracağım. Onunla da bir konuşayım.

-Emredersiniz kralım. Özgür’ü çağırabilirim.

-Olur. Hem de çok iyi olur. Bekliyorum.

Yiğit gitti, 5 dakika sonra içeri Özgür girdi:

-Beni çağırmışsınız kralım.

-Evet Özgür. Seni çağırdım. Kapıyı kapatır mısın?

Özgür kapıyı kapattı.

-Birilerinin peşimizde olduğunu düşünüyorum. Birisi enseme üflüyor. Çok yakında. Beni öldüreceklerini düşünüyorum Özgür.

-Kim kralım? Söyleyin, hemen işini bitireyim.

-Sorun da o. Kim olduğunu bilmiyorum. Kendisini çok iyi saklıyor. Olacağını hiç düşünmediğim biri olmalı.

-Yiğit olabilir mi?

-Ben de onu düşünüyordum. Olabilir mi? Fakat şunu söylemek istiyorum. Biz bu kişiyi bulamadan, ben ölebilirim. Ve eğer öyle bir şey olursa, senden isteğim, oğlumu eğit. Ona tavsiyeler ver. Sana güvenebileceğimi biliyorum. Elbette, bu beklediğimizden daha hızlı gerçekleşirse, yani benim ölümüm. Kral sen olacaksın. Ve oğlumun yaşı geldiğinde ona devredeceksin. Beni anladın mı?

-Kralım, bu çok büyük bir şey.

-Biliyorum Özgür ama sana güveniyorum. Bunu isteyebileceğim başka kimsem yok.

-Emredersiniz kralım.

-Gidebilirsin.

Logdan Haberler #10 Haberleri(Güncelleniyor)

Ana Haberler:

-The Mountain Between Us İlk Fragman

-Murder on the Orient Express İlk Fragman

-Need for Speed: Payback

-E3 Konferansları(Bethesda, EA, Ubisoft ve Nintendo)

Ara Haberler:

-Square Enix’in yeni Sıra Tabanlı Strateji Oyunu Lost Sphear Duyuruldu

-Agents of Mayhem’den Yeni Bir Video

-Sin City’nin TV Dizisi Geliyor

-Yeni Tropico Duyuruldu(2018)

-Microsoft Standı Neden Küçük?

-Punisher Kasım Ayına Kadar Yayınlanacak

-Mafia 3 İkinci DLC Tanıtım Videosu

-Ghost Recon: Wildlands İkinci DLC Tanıtım Videosu

-Life is Strange Serisi Hakkında Yeni Detaylar Verildi

-Game of Thrones’un Yeni Sezonu 2019’a Kadar Çıkmayabilir

Güncelleme Notları:

Güncelleme 1:

-1 Yeni Ana Haber Eklendi

-1 Yeni Ara Haber Eklendi

Güncelleme 2:

-3 Yeni Ara Haber Eklendi

-2 Ana Haber, Ara Habere Dönüştürüldü

Güncelleme 3:

-2 Yeni Ara Haber Eklendi

Büyük Savaş 4. Bölüm Fragmanı

-Yusuf bizi kandırıyormuş. Sanırım kendisi Savaşçılar’ın adamı. Büyük ihtimalle Vagif de öyle. Onu hemen hapse atmalıyız. Bizim için çok büyük bir tehdit. Bu arada Avcılar’ın kralı kabul etmedi. Yusuf sayesinde bize laf da soktu. Bizimle birlikte olmayacak. Arkamızdan bir şeyler çeviriyor olabilir.

-Ne yapacaksınız bana? Size dedim, bırakın beni. Ben savaşçılar için çalışıyorum.

-Biz avcıyız, sen de av. Ve şu an bir tuzağa düştün. Dua et de avcılar seni yemesin.

-Sana güvenebileceğimi biliyorum. Elbette, bu beklediğimizden daha hızlı gerçekleşirse, yani benim ölümüm. Kral sen olacaksın.

-Kralım, bu çok büyük bir şey.

-Biliyorum, ama sana güveniyorum.

Büyük Savaş 4. Bölüm: Geleceğin Kralı

Yarın…

Büyük Savaş 3. Bölüm: Mektup

Yiğit

Yiğit ve Yusuf arkada, Doğukan önde kral Ali’nin karşısına çıktılar. Söze Doğukan başladı:

-Onları getirdim, kralım.

-Sağol, Doğukan, dedi kral. Şimdi, size gelelim. Ne istiyorsunuz benden?

-Barış. İstediğimiz tek şey barış. Savaşçılar, bir savaş başlatırsa, birbirimize ihtiyacımız olacak, dedi Yiğit.

-Onların üstünü arayın, dedi kral.

Yusuf gerilmişti. Belli ki bir şey saklıyordu. Yiğit, öyle olmaması için dua ediyordu. Önce Yiğit arandı, bir şey bulunmadı. Sonra Yusuf arandı, ve cebinden bir mektup çıktı. Arayan kişi, Reşit’ti. Ali’nin diğer lordu. Mektubu krala verdi. Kral okumaya başladı, Yusuf ise kaçmaya çalıştı fakat elbette yakalandı. Kral, Yiğit’e döndü:

-Bunu biliyor muydun?

-Hayır, kralım.

-Sana inanıyorum. Gitmene izin vereceğim. Ama diğeri, burada kalacak.

-Peki, kralım. Teşekkür ederim. Peki, kendi kralına ne söyleyeyim?

-Ona önce içindeki iki yüzlüleri temizlemesini söyle. Gidebilirsin.

Yiğit, arkasına bile bakmadan gitti. Yusuf için iş işten geçmişti.

Özgür(Kral)

Özgür, odasında bekliyordu. Lordlarını çağırmıştı. Ama sadece 2 tanesini. Özgür, ilk önce Hüseyin’e döndü:

-Senden bir şey istiyorum. Aslında üçünüzden de bir şey istiyorum. Hüseyin. Bu kâğıtta yazanları bulmanız istiyorum.

Hüseyin kağıdı biraz inceledi. 2 tane şey vardı zaten:

-Emredersiniz kralım.

-Bildiğim kadarıyla bunları Kara Orman’daki mağaralarda bulabilirsin. Fakat dikkat et, isminin kara orman olmasının bir sebebi var. Orada vahşi hayvanlar var. Hem de çok fazla. Ve hepsi tehlikelidir.

Ardından Osman’a döndü:

-Çok fazla akraban var bu şehirde. Onlardan birinin bir yapı inşaat etmesini istiyorum. Fakat belirttiğim materyaller ile. Bu kâğıtta materyaller ve yapının planı var.

-Emredersiniz kralım. Yapmamız en fazla 1 ay sürer.

-Size 2 hafta veriyorum. 2 hafta içinde bitirin.

-Ama kralım, o kadar kısa sürmeyebilir.

-Sözümü söyledim Osman. 2 hafta içinde bitmiş olsun.

-Ne için yaptırıyorsunuz bunu?

-Daha fazla ileri gitme, Osman. Beni sorguya çektiğinin farkında mısın? Ama gene de söyleyeyim. Büyük Savaş’ı başlatmak için yaptırıyorum. Düşmanlarımızın kendilerini geliştirmelerine izin veremeyiz. Gidebilirsiniz.

Hüseyin ve Osman çıktıktan sonra içeri bir diğer lord olan Miraç girdi. Elinde kuzgun vardı. Krala verirken:

-Kralım, bu not yeni geldi. Sizin gördüğünüz kuzgunun notu değil. Onu getirecektik size fakat yeni bir kuzgun geldi. Bu, Avcılar’ın kralından.

Özgür notu okumaya başladı:

-Avcılar’ın kralı Ali’den, Savaşçılar’ın kralı Özgür’e, Kurnazlar’dan iki lord geldi. Yiğit ve Yusuf. Yusuf, kendisinin senin adamın olduğunu söylüyor. Bana geri kuzgun yolla. Ve ayrıca, Kurnazlar benimle bir olmaya karar verdiler. Onları geri çevirdim. Aralarında benim bir adamım var. O, Kurnazlar’ın kralını öldürecek. Bundan emin olabilirsin. Yani Büyük Savaş’ı başlatmana gerek yok. Öyle değil mi?

Özgür biraz düşündü ve Miraç’a döndü:

-Masama otur. Ve yaz. Savaşçılar’ın kralı Özgür’den, Avcılar’ın kralı Ali’ye. Yusuf, benim adamım değil. Yalan söylüyor. Onu öldürebilirsin. Hatta bir şey istiyorum senden. Benim için onu şehrin ortasında as. Büyük Savaş hakkında şimdilik açıklama yapmayacağım. Benden haber bekle.

-Yazdım kralım.

-Kalemi ver, dedi Özgür ve imzaladı. Notu Miraç’a verdi ve:

-Bunu götür, Avcılar’ın kralına yollasınlar. Hem de hemen.

-Emredersiniz kralım.

-Ve Miraç, benim için bir fedakarlık yapabilir misin?

-Elbette kralım. Siz isteyin yeter.

-Tamam. Ne olduğunu şimdi söylemeyeceğim. Ama şunu bil, senin bu fedakarlığın, Büyük Savaş’ın başlamasında çok büyük bir rol oynuyor. Şimdilik bu notu ilet ve bekle. Biraz dinlen. Ailenle vakit geçir. İzinlisin.

-Emredersiniz kralım. Sağolun.

Özgür, penceresinden dışarı baktı. Kalesine, çalışanlarına, ailelere. Aklında büyük bir plan vardı. Kocaman. Ve piyonlar yapmaları gereken şeyi yapıyorlardı. Hem de harfi harfine.

 

 

Logdan Haberler #9 Haberleri

Ana Haberler:

-Castlevania’nın Dizisinden İlk Fragman Geldi(7 Temmuz, 4 Bölüm, 30 Dakika)

-Game of Thrones 7. Sezon İlk Fragmanı

-Far Cry 5 Duyuru Videosu

-Lego Marvel Super Heroes 2 Asıl Tanıtım Videosu

-Bu Yaz Çıkacak Oyunlar, Filmler, Diziler

Ara Haberler:

-X-Men Evreninin Yan Filmi The New Mutants’ın Bir Korku Filmi Olacağı Söylendi

-Titanfall 2’nin Son DLC’sinden Tanıtım Videosu Geldi

-Cars 3: Driven to Win’den Oynanış Videosu Geldi

-Tekken 7’den Yeni Fragmanlar

Güncelleme Notları:

Güncelleme 1:

-1 Ana Haber, Ara Haber’e Dönüştü

-3 Yeni Ana Haber Eklendi

-5 Yeni Ara Haber Eklendi

Güncelleme 2:

-2 Yeni Ana Haber

-1 Ara Haberde Ekleme

Güncelleme 3:

-3 Ana Haber Ara Haber Oldu, 1 Ana Haber Çıkarıldı

-1 Yeni Ana Haber Eklendi

 

Büyük Savaş 2. Bölüm: Sessizlik

Ali

Ali, tahtında oturuyordu. Lordlarından Reşit geldi. Ali:

-Söyle, Reşit.

-Kralım, iki lord geliyor.

-Kimin lordu? Savaşçılar’ın mı?

-Kurnazlar’ın.

-Ne istediklerini biliyor muyuz?

-Hayır. Ama barış için geldiklerini tahmin ediyorum.

-Doğukan nerede?

-Çağırayım mı kralım?

-Hayır, gerek yok. Ona de ki, yola çıkması gerekli. Lordları karşılasın. Ve onlarla birlikte gelsin.

-Emredersiniz, kralım.

Yusuf

Yiğit ve Yusuf, atlarının üzerinde, yavaş yavaş Avcılar’ın kalesine gidiyorlardı. Yerler kuruydu. Güneşin deri yakan ışıkları yüzlerine vuruyordu. Fakat yanlarında bol bol su vardı. Yiğit, konuşmayı seven bir insandı. Fakat konuşmuyordu. Yusuf, normalde sıcaktan olduğunu düşünürdü ama Yiğit’te bir şey olduğunu fark etti:

-İyi misin?

-Evet.

-Bugün pek konuşmuyorsun. Bir sorun mu var?

-Hayır. Her zamanki gibi. Sadece, bugün hava çok sıcak. Ve güneşte yüzümüze yüzümüze vuruyor. Sürekli ağzım kuruyor.

Yusuf, bunun yalan olduğunu biliyordu. Yiğit’i tanıyordu çünkü. Kendisi, en zor anlarda bile hep konuşurdu. Bir gün, kale büyük bir saldırı altındayken bile çenesi durmuyordu. Bir şeyler olduğunu seziyordu. O sırada atıyla biri geldi. Yiğit sordu:

-Kimsin sen?

Zırhı oldukça güzeldi. Bir lord olduğu belliydi aslında. Fakat gene de sormakta fayda var diye düşünmüştü Yiğit.

-Benim ismim Doğukan. Kralımız Ali’nin iki lordundan biriyim. Sizleri, kaleye götürmeye geldim. Beni takip edin. Yusuf sordu:

-Biz kendimiz de gelebilirdik. Neden böyle bir şeye ihtiyaç duydunuz ki?

-Son zamanlarda kralımız, oldukça endişeli. Herkes bir savaşın yaklaştığının farkında. Ve bu yüzden temkinli davranmalıyız.

-Anladım.

-Sonuçta, her yerde ajanlar olabilir, öyle değil mi? Diye sordu Doğukan.

Yiğit, göz ucuyla Yusuf’a baktı. Ama Yusuf, Yiğit’in ona baktığını fark etmişti. Suskunluğun sebebini anlamıştı. Kendisinin bir ajan olduğunu ve Kayra’ya ihanet ettiğini düşünüyordu. Yusuf, kendini geri kazandırmak zorundaydı. Bu basit görevi batırmasalardı iyi olurdu.

Kayra

Kayra, tahtında oturuyordu. Küçük krallıklardan gelen mektupları kontrol ediyordu. Çünkü herkes bir savaş çıkacağını anlamıştı. Kendilerine yakın olan birçok krallık, büyük kral olarak Kayra’yı istiyordu. Bir anda içeri kızı girdi. Aleyna. Bir kızı, bir oğlu vardı. Kızı 15, oğlu 20 yaşındaydı. Kayra, kızına döndü:

-Bir sorun mu var tatlım?

-Sana bir şey söylemek istiyorum baba.

-Söyle canım.

-Bir kuzgun havalandı. Kalenin odalarının birinden.

-Ne?

-Senin kuzgunlarına benzemiyordu. O yüzden sorayım dedim. Haberin yok mu?

-Hayır, yoktu canım. Senden bir şey isteyebilir miyim? Gidip benim için lordumu çağırır mısın?

-Vagif’i mi?

-Hayır, hayır. Özgür’ü.

-Elbette, dedi Aleyna ve Kayra’nın odasını terk etti. Kayra, kara kara düşünmeye başladı. Biri kendine ihanet ediyordu. Ve o kişiyi hemen bulmalıydı. Yoksa, savaşı başlamadan kaybedeceklerdi. 1,2 dakika sonra Özgür geldi:

-Buyurun, kralım. Beni çağırmışsınız.

-Kızım, az önce geldi. Ve kalenin pencerelerinden birinden, bizim olmayan bir kuzgunun uçtuğunu gördüğünü söyledi.

-Ama, bu nasıl olabilir?

-Özgür, biri bize ihanet ediyor. Senden isteğim, git ve Yusuf’un odasına bak. Önemli bir şey bulursan, bana getir.

-Emredersiniz. Başka bir isteğiniz var mı kralım?

-Hayır, yok Özgür. Gidebilirsin.

Özgür(Lord)

Özgür, Yusuf’un odasına gitti. Kapıyı açmayı denedi. Kilitliydi. Cebinden bir maymuncuk çıkardı. Ve kilidi açmayı denedi. Biraz uğraştı ama becerdi. İçeri girdi. Pek bir şey yoktu. Çekmecelere baktı. Boştu. Kayda değer hiçbir şey yoktu. Çıktı. Vagif, onu gördü. Kendilerini öğrendiklerini anlamıştı. Özgür, kralın yanına döndü. Ona hiçbir şey bulamadığını söyledi. Kral, Vagif’in odasına da bakmasını istediğini söyledi. Özgür, Vagif’in odasına gitti. Kapı aralıktı. İçeri girdi. Vagif, pencerenin üzerindeydi:

-Sakın yaklaşma. Kendimi aşağıya atarım.

-Sakin ol. Bilmek istediğim tek şey. Kimin için çalışıyorsun?

-Söyleyemem. Eğer söylersem, sevdiğim herkesi öldürür. Beni de bulur. Ve aynı şekilde öldürür.

-Böyle daha mı iyi? Bir hiç uğruna öleceksin.

-Eğer beni bulursa, bana ne yapacağını bilmiyorsun.

-Seni koruruz, şerefimin üzerine yemin ederim.

-Kimse beni ondan koruyamaz. Üzgünüm, dedi Vagif ve kendini aşağıya bıraktı. Özgür pencereye koştu. Ve aşağıya baktı. Vagif, yere çakılmıştı. Ölmüştü.

 

Büyük Savaş 1. Bölüm: Giriş

Hikayedeki tüm yerler ve olaylar hayal ürünüdür. Aynı şekilde karakterlerin kişilikleri de hayal ürünüdür.
Bilmediğiniz bir dünya’da, bilinmeyen bir zamanda, 3 krallık vardı. Krallıklardan birini Özgür isimli bir kral yönetiyordu. Kendisi, bölgede en fazla yere sahip olan kraldı. vardı. İkinci karallığın kralı Kayra’ydı. Kendisi, en az bölgeye sahipti fakat insanları onu çok seviyordu. Ve üçüncü krallığın kralı Ali’ydi. Bu 3 krallık, aralarında kapışırlardı. Büyük savaş hiç bitmememişti. Fakat son yüzyılda, herhangi bir savaş yaşanmamıştı. Fakat büyük savaş, yakındı…
Her kralın kendi lordları vardı. Özgür’ün 3, Kayra’nın 4, ve Ali’nin 2. Özgür’ün lordları Osman, Miraç ve Hüseyin’di. Fakat Osman, biraz daha uzundu. Fakat fark edilmiyordu bile. Kayra’nın lordları Özgür, Yusuf, Yiğit ve Vagif’ti. Kayra, bazılarının arkasından iş çevirdiğini hissediyordu. Ali’nin lordları ise Reşit ve Doğukan’dı. Özgür’ün krallığına Savaşçılar deniyordu. Az adamları olmasına rağmen adamları çok güçlüydü. Kayra’nın krallığına Kurnazlar, deniyordu. Kendileri, stratejik düşünme konusunda başarılılılardı. Ve Ali’nin krallığına ise Avcılar deniyordu. Kendileri, gizli ilerlerlerdi.
Kayra
Sıcak bir gündü. Kıştan yeni çıkılmıştı. Güneş, kendini hissettiriyordu bulutların arasından. Kalede büyük bir huzur vardı. Herkes yapması gerekeni yapıyordu. Hiçbir sorun yoktu. Taa ki, kapıdaki nöbetçilerden biri bağırana kadar:
-Lordumuz geliyor!
Kayra, lordlarından Yusuf ve Vagif’i bir araştırma görevine yollamıştı. Onlar geliyor olmalıydı. Odasının penceresinden izliyordu. Arkasında diğer lordları Özgür ve Yiğit vardı. Yiğit sordu:
-Diğer lordlarımız mı geliyor kralım?
-Evet. Fakat sizden bir şey isteyeceğim. Özgür hemen atladı:
-Buyrun kralım.
-Beni aldattıklarını düşünüyorum. Güvenebileceğim lordlar sizsiniz. Avcılar’ın kralına bir mesaj iletmeliyim. Eğer Savaşçılar bir savaş çıkarırsa, gücümüz yetmeyebilir. Sizden biri, onlardan biri ile Avcılar’ın kalesine gidecek. Hanginiz daha hızlı?
-Yiğit’in daha hızlı gideceğini düşünüyorum kralım. Eğer o da kabul ederse.
-Yiğit. Dediğim gibi, Yusuf ile git. Ve neler çevirdiklerini öğren.
-Emredersiniz. Hazırlanmaya başlayayım mı?
-Evet, başla. 2 gün içerisinde yola çıkacaksınız. Gidebilirsin.
Yiğit, kralın odasını terk etti. Kayra, Özgür’e döndü:
-Bana sadık olduğunu biliyorum. Sence, Yiğit de bana sadık mı?
-Öyle gözüküyor kralım. Sizden hep övgü ile bahsediyor. Ve sizi hep anıyor. Bu arada, lordlarınızı karşılamayacak mısınız?
-Karşılayalım, dedi Kayra ve önde kendisi, arkasında Özgür, dışarı çıktılar. Lordlar kapıya kadar gelmişti. Kayra sordu:
-Ne buldunuz?
-Orayı yağmaladık, dedi Yusuf. Kamp, tamamen temizlendi. Fakat bilgi edinemedik. Savaşçılar’ın ne yapacağı bilinmiyor.
-Sen de aynılarını mı gördün Vagif?
-Evet, kralım.
-Güzel. Sen gidebilirsin Vagif. Yusuf, 2 gün içerisinde Yiğit ile birlikte Avcılar’ın kalesine gideceksiniz. Onlara bir mesaj iletmelisiniz. Senin için uygun mudur?
-Elbette, kralım.
-Tamamdır, o zaman.
-Başka bir isteğiniz, diye sorar Yusuf. Ve o sırada, kalenin pencerelirinin birinden bir kuzgun çıkar. Ayağında bir mesaj vardır. Sadece Yusuf görür. Ve hiçbir şey söylemez.
-Hayır, yok Yusuf. Dinlenebilirsin.
Yusuf’un da kalenin içine girmesiyle Özgür, Kayra’ya sorar:
-Sizce kim için çalışıyorlar kralım?
-Savaşçılar. Onları her yerde tanırım. Özgür, bir şeyler yapmalıyız. Anlıyor musun?
-Anlıyorum, kralım. Ne yapmamız gerek?
-Yapabileceğimiz tek şey, Avcılar’ın bize yardım etmesi için dua etmek. Onlar, bizim tek umudumuz.
Özgür
Savaşçılar için sıradan bir gündür. Özgür için, daha da sıradan. Oğlu ile eğitim yapıyorlardır. Fakat oğlu, yanlış bir darbe yapar, ve Özgür onun elini kanatır. Ardından bağırır:
-Sana böyle mi öğrettim oğlum? Eğer benim yerimde düşman olsaydı çoktan ölmüştün.
-Bunu neden yapıyoruz ki? Neden son zamanlarda eğitimlerimiz arttı?
-Çünkü, bir savaş açmayı planlıyoruz. Yüzyıllar önce, bu toprakların tamamı bize aitti. Atalarına aitti. Ve bunu geri getireceğiz. Ajanlarımız bize mesajlar gönderecektir. Sabırlı olmalıyız. Savaş, çok farklıdır. Savaş başlaması demek, her şeyin sonu olabilir. Şimdi, eğitime devam!
-Ama elim kanıyor, nasıl kılıç sallayabilirim?
-Sana savaşmaya devam et dedim! Savaşa girer girmez ölmek mi istiyorsun?
O sırada, Özgür kendilerine gelen bir şey görür. Çok uzaktadır. Hemen bir adamına seslenir:
-Şuraya bakın! Ne görüyorsunuz?
-Bu, bu bir kuzgun. Ve elinde de bir mesaj var.
Özgür, oğluna döner:
-İşte, beklediğimiz an geldi. Ajanlarımızın biri bize mesaj gönderdi. Gelmesi biraz uzun sürecek. Fakat sorun değil, öyle değil mi? Devam edelim.