Assassin’s Creed Origins İncelemesi – Seriye Yeni Bir Başlangıç

Spread the love

Assassin’s Creed serisi her şeyine rağmen en sevdiğim oyun serilerinden biri oldu her zaman. Bazı oyunlarıyla kötü, bazı oyunlarıyla iyi ilişkilerim olsa da genel olarak seriyi her zaman sevdim. Unity ve Syndicate’da benim için zirveye oynayan oyunlardı. Evet Unity’nin korkunç bir çıkışı vardı ve herkes sinirlenmekte haklı. Ben de sinirlendim. Fakat Unity ile başlayan ”gizlilik odaklı” oynanışı ben sevmiştim. Öyle Assassination görevleri vardı ki sanki bir gizlilik oyunu oynuyorsunuz. Ki evet, aslında bir gizlilik oyunu oynuyor olmamız lazımdı.

Unity maalesef o korkunç çıkışı yüzünden satmadı veya kimsenin umurunda olmadı. O güzel gizlilik mekanikleri ise yok olup gidecek gibiydi ki Syndicate geldi. Fakat Syndicate da Unity yüzünden yeterince konuşulmadı. Black Flag ve Unity’nin ardından sonunda Syndicate’ta güzel ana görevler vardı. O gizlilik odaklı mekaniklerle de oyun oldukça güzeldi. Fakat ne oldu, Syndicate’ın resmen yok sayılmasının ardından Ubisoft iki sene ara verdi ve karşımıza çıktığı oyun AC Origins oldu. Ve gerçekten üzülerek söylüyorum ki oyun beğenildi. Kahretmesin. Neden mi böyle diyorum? Çünkü bu oyun Assassin’s Creed oyunu falan değil!

İsminde ”Assassin” kelimesi geçen bir oyundan eski God of War tarzı önünüze gelen herkesi kestiğiniz bir oyun mu beklersiniz, yoksa birazcık taktik yapıp yavaş yavaş ilerleyip gizli gizli birilerini öldürdüğünüz bir oyun mu beklersiniz. Hiç tartışmasız cevap ikincisi. Assassin oyunusunuz siz kendinize gelin. Bu ne böyle? Savaş mekanikleri aşırı basit ve eğer seviyeniz yetiyorsa gizliliğe gerek yok. Seviyeniz yoksa bile gizliliğe gerek yok çünkü o zaman da insanları öldüremiyorsunuz. Evet, eğer seviyeniz yetmiyorsa bir adamın arkasından gelip onu sırtından bıçaklasanız bile adam ölmüyor. Hatta sizden çok yüksek seviyedeyse canında gözle görülür bir azalma bile olmuyor.

Assassin’s Creed bu mu yani. Olması gereken bu mu? Daha giriş kısmını çok uzattım, o yüzden artık bitirsem iyi olur. İşte Assassin’s Creed Origins incelemesi…

assassin's creed origins ile ilgili görsel sonucu

Hikayemiz Bayek adında bir Medjay’ı anlatıyor. Medjay’lar belli bir bölgeden sorumlu olan, oradaki sorunları çözmek, kavgalara, tartışmalara son vermek için seçilmiş bir kişi. Ve Bayek de Siwa bölgesinden sorumlu bir Medjay. Bir gün türlü türlü olaylar sonucunda oğlu görmemesi gereken bir şeyi gördüğü için maskeli adamlar tarafından öldürülünce Bayek intikam için yanıp tutuşuyor ve Mısır’ı gezip, maskeli adamları bulup hepsini teker teker öldürmek istiyor.(Şimdi neden mekaniklerin God of War’a benzediğini anlıyorum galiba. Ailesini öldürülen bir adam, ardından tanrıları öldürmeye gidiyor ve önüne gelen her şeyi kesiyor. Çocuğu öldürülen bir adam sinirlenip çocuğunu öldürenleri öldürmeye gidiyor ve önüne gelen her şeyi kesiyor. İlginç.)

Hikaye ve karakterler her Assassin’s Creed oyununda olduğu gibi zayıf. Ana karakter Bayek ruhsuz bir odun. Tek olayı intikam ve öfke ama bunu dediğim için hemen Kratos tarzı bir karakter beklemeyin. Kratos’un bırakın yanından geçmeyi, onunla aynı cümlede kullanılamaz bile. Bayek’ten sonra ilgimizi karısı Aya çekiyor. Fakat Aya biraz garip. Birkaç kez onla oynasak da özellikle oyunun sonunda Aya sürekli karşımıza çıkıyor ve ne zaman Bayek bir şey yapacak olsa ya Aya araya girip ”Ben Yaparım” diyor, ya da Bayek ”Al Aya Bunu Sen Yapabilirsin” diyor. En azından oyunun baş düşmanı ile Bayek kapışıyor. Aya’nın AC Lore’u için de önemli bir olayı var. Yani aslında çok önemli bir olayı yok ama merak edilen bir olayda kendisi var diyelim. Oyunu oynayan herhalde anlamıştır zaten.

assassin's creed origins aya ile ilgili görsel sonucu

AC Lore’u derken diğer karakterlere döneceğim ama modern zamanlardan bahsetmezsek olmaz. AC’nin olayı aslında her zaman modern zamanlar oldu fakat seri bu kadar popüler olunca Ubisoft hemen bu olayları uzatmaya başladı ki seri devam etsin. Unity ve Syndicate’daki en büyük sorunum ise bu kısımların sadece ara sahnelerden ibaret olmasıydı. Burada detaydan kaçınarak modern zamanlarda da bir karakterimiz olduğunu ve onu kontrol ettiğimizi söyleyebilirim. Fakat bu kısımlar hem az, hem de kısa. Aynı zamanda gereksiz. Sadece son modern zaman kısmı önemli, o da Odyssey için. Odyssey’de de aynı karakteri oynayacakmışız ve bu oyunun sonunda gelen ”O” kişi oldukça ilgi çekici.

Modern zamanlardaki bir diğer güzel şey de bilgisayar. Modern zamanlardaki karakterimizin bir bilgisayarı var ve buradan ilginç bilgiler elde edebiliyoruz. Hele bir tanesi var ki çok popüler bir fan teorisinin gerçek olduğunu kanıtladı. Onu ilk görünce yüzümdeki şaşkınlığı tahmin edemezsiniz. Eğer teoriyi ve o dosyadaki olayı biliyorsanız eminim siz de benim kadar şaşıracaksınız.

Geçmiş kısmındaki karakterlere dönersek kötü karakter gene rezalet. Seri niye Haytham Kenway’den sonra doğru düzgün kötü karakter yaratamadı anlamıyorum. Ayrıca bu oyunu yapanlar Ubisoft Montreal. Yani Far Cry 3 ve 4’ü de bunlar yaptı. Vaas ve Pagan Min’e benzer birileri olsaydı bari. Kötü karakter yazmak ne kadar zor olabilir ki? Hikaye kısmının sonuna gelirken bahsetmek istediğim son şey de ”Origins” ismi. Oyunun neden Origins ismine sahip olduğunu anlamak zor değil. Ama Origins derken sakın Assassin’lerin Origins’ini beklemeyin. Çünkü birçok oyundaki sahneler sayesinde Assassin’lerin bu dönemden çok daha öncesinde de var olduklarını biliyoruz. Çok, çok daha öncesinde. Bu oyundaki Origins, Assassin Kardeşliği’nin Origins’i. Ve bence çok kötü de anlatılmamış. Logo’nun nereden geldiğinin falan açıklandığı kısımlar komik de olsa hoşuma gitti. Black Flag, Unity ve Syndicate’da isimlerin çok bir anlamı olmasa da sonunda Origins isminin oyunda mantıklı bir yeri olması hoşuma gitti.

 

800 kelime boyunca hikaye ve karakterlerden bahsettikten sonra gelelim oynanış kısmına. Bir kere giriş kısmında da dediğim gibi bu şu ana kadar gördüğümüz hiçbir AC oyununa benzemiyor. Zaten AC’ye de benzemiyor o ayrı mesele. Önce dövüşten girmek istiyorum. Dövüş direk Souls oyunlarından alınma bir sisteme dönmüş. R1 tuşu hafif, R2 tuşu ağır saldırı falan, kilitlenme, kamera konumu derken direk o oyunlar hedef alınmış. Güzel de olmuş açıkçası. Unity’nin aşırı hantal ve sıkıcı dövüşünden, Syndicate’ın da aşırı hızlı ve Combo odaklı dövüşünden sonra bu dövüş sistemi bana AC serisine uymuş gibi geldi. Ama buradaki sorun seviye muhabbetinin işin içine girmesiyle başlıyor.

Syndicate’da yanlış hatırlamıyorsam gizlilik ile herkes öldürülebiliyordu ama dövüş kısmına girerseniz de iki vuruşta ölüyordunuz. Bu yüzden genelde sizin seviyenizden yüksek yerlere gitmiyordunuz. Bu oyunda o değişmiş. Artık önemli olan tek şey sizin seviyeniz ve silahlarınız. Bir de düşmanınızın seviyesi. Eğer düşmanınızın seviyesi sizden yüksekse, üzgünüm ama gizlilik yapamazsınız. Girişte de bahsettiğim gibi canında gözle görülür bir düşürme bile elde edemezsiniz. Dövüşte de zaten tek yersiniz. Bu olayda sorun yok. Ama gizlilik eğlenceli de değil. Düşmanlar saçma sapan dizilmiş, sizi saçma sapan yerlerden görüyor ve gizlilik yapmanızın bir olayı da yok. Madem eğlenceli yapamadın, madem yüksek seviyeli kişilere gizlilikle tek atamazsın dedin, bari daha fazla XP falan versin. O da yok.

Hele o Assassination görevlerinin hali ne öyle. Bunu hiç anlatmak istemiyorum, direk kendiniz görün. Zamanım yok diyorsanız ilk videoda 9:30’a gidebilirsiniz ama gene ilk videoda 2:10’da başlayıp size yapabileceğiniz şeyleri gösteren kısmı da izleyin.

Yeterince açıklayıcı oldu mu? Şimdi inandınız mı neden çıldırdığıma. İnanmadınız mı? İnanmadıysanız size bir başka AC Origins Assasination görevi de gösterebilirim. Alttaki videoda direk 10:57’ye geçebilirsiniz.

Bence daha fazla konuşmama gerek yok. AC Origins’i bu yüzden sevmiyorum. Bu yüzden bu oyunun AC’yi yok ettiğini düşünüyorum. Syndicate nerede, Origins nerede? Ki Syndicate’da bir Assassination görevinin farklı yapılış yolları da var. Origins’de? O da yok. Aslında var. Ya gizli git, ya da önüne gelen herkesi kes. Başka seçeneğiniz yok.

Bunu geçip görevler eğlenceli mi diye bakarsak, eh işte. Black Flag kadar kötü ana görevler yok, ama Syndicate’ın ana görevleri gibi de değil. Gelelim yan görevlere ve yan etkinliklere. Harita çok büyük. Ben 34 saat oynayıp %65’ine falan geldim. Evet, uzunluk açısından harika. Yapabileceğimiz şeyler de çeşitli. En azından öyle gözüküyor. Kule açmamız var, bu tamam. Soru işaretleri açma var, ki bunların da birkaç çeşidi var. Outpost’lar, hayvanların bulunduğu bölgeler ve normal sandıkların falan olduğu bölgeler. Peki farklı bir özellikleri var mı? Hayır. Hepsinin bazı görevleri var %100 yapabilmeniz için. Fakat uğraşmanıza gerek yok. Kuşunuzu çağırıp imlecinin etrafında çıkan beyaz halkayı dolaştırarak küçültüyorsunuz, en küçük olduğu yerde de size o yapmanız gerekenleri gösteriyor. Yani öyle kuşunuzla sağa sola bakmayın. Halkayı takip etmeniz yeter. Hele benim ilk başlarda yaptığım gibi sandıkları aramanıza da gerek yok. Kuş onları da buluyor.

Bir diğer çok konuşulan etkinlik ise yan görevler. Ben yan görevleri ilk başta sevsem de baydım. Ve bir süreden sonra genellikle aynı şeyi istediklerini fark ettim. Bilmem nereden şunu kurtar. Sonra bilmem kimi öldür tarzında 5,6 tane yan göreve rastladım. Bazı ilginç olanlar da yok değil, ama çoğunluğu aynı geldi. Farklı bir şey yapıyormuşum gibi değildi. Hele görevleri veren kişilerin sıkıcı konuşmalarını dinlemekten bir süre sonra o kadar yoruldum ki direk onları geçerek ilerledim. Ayrıca bu oyunda yan görev yapmak zorundasınız. Unity ve Syndicate’ta da zorundaydınız ama Unity’de yanlış hatırlamıyorsam 5. seviyeye kadar, Syndicate’ta da 10. seviyeye kadar çıkabiliyordunuz. Bu oyunda 40 seviye var ve gelen görevler bir önceki ana görevden 4-8 seviye daha yüksek olabiliyor.(alttaki resimde imlecin olduğu görevin üzerindeki 3 görev de ana görev ve gördüğünüz gibi hepsinin altındaki Level yazısı kırmızı. bu da o göreve şu an giderse düşmanlardan tek yiyeceği anlamına geliyor.)

assassin's creed origins quests ile ilgili görsel sonucu

Ve gelelim Withcer 3’e benzeme konusuna. Oyunun ilk E3 oynanışları çıktığında oyunun Withcer 3’ün kopyası olduğunu söylemiştim. Ama kimse beni takmamıştı. 3-4 ay sonra hem Türkiye, hem de Dünya’daki bazı popüler oyun siteleri ve Youtube kanalları oyunu Gamescom’da olsun, Ubisoft tarafından çağırılarak olsun denediğinde de ne hikmetse Withcer 3’e benzediğini söylediler. Ve insanlar ”Evet, evet haklılar” dedi. Siz dalga mı geçiyorsunuz? Zaten o olaydan sonra yavaş yavaş tüm bu Türkiye’deki ”Popüler Oyun Basını”nı takip etmemeye başladım. Çünkü belli ki onlara ihtiyacım yok. Oyun basını eleştirmemizden sonra Witcher 3 konusuna dönersek evet, bu oyun Witcher 3’ün kopyası.

Senaryolu(sözde) yan görevler, Quest ekranı, zırh değiştirme, soru işaretlerinde sandık arama falan direk Witcher 3. Sonuna kadar Withcer 3. Peki Witcher 3’ün yanından geçebiliyor mu? 10 saatlik Witcher 3 deneyimime ve izlediğim videolara göre hayır. Witcher 3’ün yan görevlerinin en kötüsü, Origins’in yan görevlerinin en iyisine 1500 basar. Bunun yanında ana görevlere zaten girmiyorum. Witcher 3’ün haritası ve daha da önemlisi o haritanın doluluğu da Origins’in haritasına 8500 basar. Fiyat olarak Witcher 3 tüm DLC’leriyle birlikte daha ucuz. Witcher 3 çok daha iyi bir dövüş sistemine sahip. Zaten bu kadar yeter herhalde.

Dövüş demişken oyunun dövüşüne biraz daha detaylıca girsem iyi olur. Dediğim gibi dövüş Souls serisine benzetilmiş. İyi de olmuş. Fakat dövüş o oyunlardaki kadar eğlenceli değil. Yapımcılar da bu durumu farklı şeylerle düzeltmeye çalışmış. Farklı silah çeşitleri, son düşmana yapılan bitirici vuruşlar ve ultra hareket barı? Süper barı? Her neyse artık adını hatırlamıyorum. Bu 3 şey beni dövüşürken en çok eğlendiren şey oldu. Bitirici vuruşlar ve süper barını doldurduğunuzda aktif ettiğiniz o sert vuruş gerçekten birine vurduğunuzu hissettiriyor. Tek sorun bu kısımlar biraz fazla uzun ve aynı. Çok çeşitlilik yok.

assassin's creed origins gear menu ile ilgili görsel sonucu

destiny gear menu ile ilgili görsel sonucu

Oyunda ayrıca Destiny’den çalınmış bir zırh/silah değiştirme menüsü de var.(Üstte görülebilir. Destiny’deki yuvarlak imleç direk alınmış. Kare kare. Destiny’de sol tarata silahlar, sağ tarafta zırhlar dururken Origins’de üst tarafta silahlar, alt tarafta zırhlar ve diğer şeyler duruyor. Destiny’de o diğer şeyler için sol en alttaki ok işaretine tıklıyorduk.) Buradan aynı zamanda bindiğiniz hayvanı ve kıyafetinizi de değiştirebilir, Crafting yapabilirsiniz. Fakat Crafting’den korkmayın çünkü hem çok gerekli değil, hem de çok fazla değil. Bir de her oyunda olan yetenek ağacı var fakat yetenek ağacını çok yeteneksiz buldum. Gereksiz yetenekler var ve neredeyse hiçbiri olmadan oyunu bitirebilirsiniz. Bazılarını almanız görevleri yapmanız için şart ama dediğim gibi yetenek ağacı bence aşırı gereksiz olmuş. ”Time Savers” kısmına hiç girmiyorum çünkü zaten çok konuşuldu. Evet, oyunda eğer isterseniz gerçek para kullanarak Helix puanları alıp bunları zırh, silah almada ve bazı toplanabilir şeylerin yerini göstermede kullanabiliyorsunuz. Unity ve Syndicate’ta da vardı, orada da aynı şeyleri alabiliyordunuz, sadece oradaki isimleri time savers değildi.

Yavaş yavaş incelemenin sonuna gelirken oyunun grafiklerinin güzel, müziklerinin ise akılda kalıcı olmadığını söyleyebilirim. Bunun 4. oyundakinin birkaç özelliği çıkartılmış gemi savaşı mekaniği de var ve aşırı gereksiz. Odyssey’de gördüğümüz için en azından neden yaptıklarını biliyoruz. Bir de Boss savaşları var. Ama çoğunu sıkıcı buldum. Hele bir tane var ki, aşırı epik olacağını sandım, ama tamamen ok atma üzerine. Çok büyük hayal kırıklığı oldu. Bir arena ve yarış kısmı var ama yarış kısmına bakmadım, arena kısmını ise zayıf buldum. Oyundaki dalınabilecek tüm suların içine dalabiliyoruz ki Odyssey’de daha anlamlı olacaktır. Ok kullanmak hoş olmuş, rahat olmuş ama özellikle taramalı oku hiç anlamadım. Shotgun ok, anladım. Oku az olan ama aşırı güçlü vuran oku anladım. Normal oku zaten herkes anlar, ama taramalı oku çözemedim gitti. O ne kardeş?

Bir de oyunun DLC’leri var ama şu anda ben ilk DLC olan Hidden Ones’ı oynuyorum, o da başka bir yazının konusu maalesef. O zaman artık toparlayıp bitirme zamanı geldi. Oyun kesinlikle seriye yeni fanlar kazandıracak çünkü resmen yeni bir başlangıç. Evet bu oyunu oynamak ve anlamak için bilmeniz gereken 3-4 şey var. Hatta söylemem gerekirse:

1-)Assassin’ler iyi, Templar’lar kötü.

2-)Bu iki taraf birbiriyle sürekli çatışıyor, ve her oyunda nasıl oluyorsa Templar’lar oyunun geçtiği bölgenin tamamını ele geçirmiş oluyor.

3-)Animus adlı bir alet sayesinde insanlar geçmişteki insanların anılarını görebiliyor. Bunu hem günümüzdeki Assassin’ler, hem de günümüzdeki Templar’lar yaparak bazı parçalar arıyorlar.

4-)Ve son olarak günümüzdeki Abstergo adlı şirket, Templar’ları temsil ediyor ve Animus’u bir oyun haline getirerek herkese aldırmayı başardılar, insanların oynayışlarını sürekli izleyerek geçmişteki bu parçalarla ilgili bilgileri toplamaya ve bir gün günümüzde de Assassin’ler ve Templar’ların arasında savaş olursa diye insanlara Templar’ları sevdirmeye çalışmaktalar.

İşte bunları bilerek Origins’e başlayabilirsiniz ve çok büyük ihtimalle kafanıza takılan bir yer olmaz. Fakat her ne kadar bu yeni oyuncular için iyi olsa da özellikle gizlilik kısmının yavaştan seriden atılmaya başlaması beni endişelendirmiyor değil. AC serisi gene bir zamanlar 3 ile girdiği gibi yanlış yola girdi. 3 ve 4 benim sevdiğim oyunlar. Hele 4’e bayılıyorum. Fakat bu iki oyun da AC oyunu değil. AC Origins’de kötü bir oyun değil. Sadece AC oyunu değil. Ve 4’te bu gözüme batmasa da, bu oyunda gözüme çok battı. Çünkü 4’te adam gemi kullanıyor, gemi ile Stealth yapacak hali yok. Fakat burada Mısır’daki maskeli bir örgüt ile savaşılıyor, neden tek kişilik ordu şeklinde herkesi kesiyoruz onu anlamıyorum. Aşağıdaki puanın düşük olmasının sebebi de bu. Oyun kötü değil, ama AC oyunu değil, ve hiçbir zaman da olmayacak.

Puan: 6/10

Bir cevap yazın

Araç çubuğuna atla
Online Oyunlar Listesi - Oyun Haberleri - Oyun Videoları Youtube - Steam Çekiliş.
Tüm hakları Mario'nun mantarında saklıdır.
Hakkında - Gizlilik - Kullanım Şartları